Şimdi anlatacağım konu, benim için son derece alışıldık, tanıdık olmasına rağmen -hatta belki de bu nedenle- çevremde pek bilinmeyen, öğrenildiğinde insanı şoktan şoka sokan bir yaşam parçam: Kronik Ağrı.
Kronik hastalıkların en canından bezdiren, yaşam kalitesini en çok düşüren ve hatta en çok korkulan unsuru sanırım ağrı. Ama öyle gelip geçen, arada bir ağrı kesiciyle ya da en kötü ihtimalle hastaneye gidip "Doktooor bana bi ağrı kesici" diye yalvarmayla halledilen gibi bir seviyede değil. Adam akıllı, sürekli, günün genelde her anında kendini hissettiren, ama benimsenen, varlığı unutulan ya da unutulmaya çalışılan cinsinden, kronik olanından bahsediyorum.
"Nedir mesela bu Crohn napıyor sana?" dedikleri zaman "E ağrı yapıyor" diye cevap veriyorum ben genelde son derece kanıksamış bir şekilde. Ben böyle cevap verince sanıyorum ki, herkes tarafından benim sürekli ağrı çektiğim, özellikle karnımın sağ alt kısımda dayanılması imkansız değil ama sürekli varlığını hissettiren, orta boylu bir cendereyle bagırsagım sıkılıyormuş gibi, hatta ağrısız yaşamanın nasıl olduğunu bana unutturan, ağrım yok şu an dediğim anlarda bile aslında orda olan ama artık kendisine direnmediğim için ve sürekli aklım orda olmadığı için şikayet düzeyinde dile getirmediğim kronik bir ağrıya sahip olduğumu anlayacak soranlar. Yok canım nerde...
Benim crohn'la yalnızca şiddetli ağrı anlarında şikayet ettiğim kadarıyla karşı karşıya olduğum sanılıyordu yakın çevremde dahi. Çünkü dediğim gibi ağrı benim için o kadar kanıksanmış bir durum ki, ona direnmemeyi uzun zaman önce öğrendim. Kısa da olsa yoga yaptığım zamanlardan kalan en faydalı öğreti benim için, bir şeylere direnmemeyi öğrenmekti. Örneğin bir yaz günü, İETT'nin en eski körüklü otobüslerinden birinde, öğle vakti trafik durmuşken tecrübe ettim bunu. Ben sıcakla başedebilmek için bir şeyler yaptıkça daha fazla terliyordum, daha fazla strese giriyordum ve daha fazla bir şey yapma ihtiyacı hissediyordum. Sıcak ordaydı, otobüs ordaydı, ben ordaydım. Direndikçe daha fazla bunalıyordum, nefesim sıklaşıyordu. O an aklıma geldi, yapacak bir şeyim yoktu ve buna direnmenin anlamı da yoktu. Hava sıcaktı ve ben ne ordaki varlığımı ne de havayı değiştirmek için bir şey yapabilirdim. Tamam dedim, direnmiyorum. En kötü sıcaklayacağım, terden maymuna döneceğim. Bir süre sonra nefesim düzene girdi, sakinleştim. Biz yine trafikte duruyorduk, ama artık telaşlı değildim, sıcakla barışmıştım.
Benzerini crohnla da yaşamaya başladım. Ağrı varsa vardı, buna direnmenin anlamı yoktu. Direnerek yaptığım hiçbir şey çözüm değildi ve gereksiz efordu.
Bütün o gezdiğim, eğlendiğim, spor yaptığım, yemek yediğim zamanların hepsinde ağrı içindeyim ben aslında. Yalnızca "Ah!" diyip karnımı tuttuğum zamanlarda değil yani. Bu "Ah!" zamanları, dayanma gücümün zorlandığı anlarda olabiliyor, ağrı başladığı anlarda değil. O yüzden ne oldu, ağrın mı başladı diye sorduğunuz zaman boş boş bakıyorum "E benim hep ağrım var." diye. "Niye şaşırdılar ki şimdi" diyorum. Demek ki anlaşılmamak tek taraflı değilmiş, ben de anlayamayabiliyormuşum zaman zaman öteki tarafı :)
Kronik ağrımdan habersiz olunmasının nedenlerinden biri de ağrı eşiğimin iyice yükselmiş olması sanırım. Üst level ağrılar yaşadıkça, böyle küçüklerini de dile getirmemeye başlıyor insan, dayanabiliyor çünkü. Rahatsızlık duyup, üzerinde konuşulacak şeyler değişiyor. En son ne zaman başım ağrıyor dedim bilmiyorum. Ya da en son kaç ay önce ağrı kesici içtim.
Birkaç hafta önce Ankara'da hastanede yatarken, serumla verdikleri ilaç kolumdaki damarları iltihaplandırmış, tromboflebit dedikleri bir şey olmuşum. Hemşireye kolum ağrıyor normal mi diyip, iğne acıtmıştır cevabını aldıktan sonra kolum benim için şikayet edilecek bir konu olmaktan çıktı. Bütün gece kolumu kalp hizasından aşağı indirdiğimde zonklama hissetmem, kızarması, şişmesi, hatta bardak bile tutamayacak kadar yerinden kalkmaması problem değildi artık benim için. İğne acıtmıştı işte, bunun için şikayet edilir miydi hiç? Öyle olmadı tabii ki, ertesi gün kolumu gören doktorumdan "Bunu bana nasıl söylemezsin?" diye sağlam bi azar işitip, ilaçlarla tedaviye başlayınca anladım aslında çok da yaygın olmayan bir yan etkimsi bir şey yaşadığımı. Affedersiniz eşşek canı var yani bende :)
Ağrıdan uykudan uyanıyorum diyorum, ama uyanmadığım zamanlardaki ağrılardan habersizim. Geçtiğimiz hafta ben uyurken ablam sesime uyanıp odaya gelmiş, bacaklarımı kendime çekmiş ağrıyla -onun tabiriyle- inliyormuşum. Ben bunu duyunca kendime bi üzül, bi yanaklarımı sev ay kıyamam kendime çok mu acıdı diye :)
Uzattım yine çok, ama kronik ağrı büyük meydan okuma. İnsanı yoran, bıktıran, sinirlendiren cinsten bir şey. Yok saymak daha doğrusu mümkün olduğunca yok saymak en doğrusu. Daha önce de söylemiştim gerçi ama, ben zaten sürekli olan ağrıyı yok sayarken, bahsetmezken, sizi üzmezken, ağrım var dediğimde bunu hafife alıp aman ne olacak demeyin olur mu? Ha bi de öyle dandirikos ağrıları bahane edip bana şikayet etmeyin, ay başım ağrıdı, boğazım yandı diye plan iptal etmeyin :)
8 Mart 2016 Salı
23 Şubat 2016 Salı
Bir Kabus Ürünü: Kolonoskpi - İşlem ve Sonrası
Yarın devamını da yazarım dememin üzerinden nerdeyse 3 hafta geçmiş olarak, kolonoskpi ile ilgili ikinci ve şimdilik son yazıyı yazıyorum :)
Bir önceki yazıda anlatılan hazırlık işlemlerini yaptıysanız en zor kısmı geçmişsiniz demektir. Bundan sonrası büyük ölçüde doktorunuza güvenle kolayca geçilecek aşama. Öncelikle size arkası açık bir önlük veriyorlar. Ilk sefer için ve hatta popoları fazlaca kıymetli erkeklerimiz için biraz gergin bir durum o biliyorum. Örneğin ben bir tanesinde narkozdan "popomu örtün, popomu örtün" diyerek uyanmıştım. İşin komiği, o dönemler doktorumun asistanıyla birlikteydim ve o etrafımda olduğu için mi yoksa genel bir etrafa güvensizlikle mi popomun açık olmasından bu kadar korktuğum konusu uzun süre gündemimizde kalmıştı. Aslında işin gerçeği popom açık değildi ve ben sadece kafamda kuruyordum :) o yüzden kafanızda ne olacağıyla ilgili hiçbir şey kurmayın derim. Doktorunuz, hemşireniz, hasta bakıcınız yeterince popo görüyordur bence. Hatta öyle ki, bir tane daha görmemek için bile sizin her tarafınızın kapalı olduğundan emin olmak istiyorlardır.
Her merkezde farklı uygulanıyor olabilir ama genel olarak sahne şu: Sedyeye yatırıldınız, damar yolu açılarak ilaç hazırlığınız yapıldı. Yan yatıyorsunuz, ilacı vermeye başlıyorum diyor hemşire ve KÜT! :) verilen ilaç dozuna göre ara ara karnınızın içinde bir şeyin gezdiğini hayal meyal hissedebilirsiniz. Ben yalnızca ilk kolonoskopimi düşük dozla olduğum için, göbek deliğimin iç kısmında gaz sancısından hallice bir ağrıyı hatırlıyorum. Zaman zaman da gözümü açıp, ekranda bağırsaklarımın görüntüsünü gördüğümü. Ama diyorum ya, bence en güzeli doktorla konuşup, tamamen uyutulmayı talep etmek.
İşlem bittiğinde uyandırma odasında bir süre dinleniyorsunuz. Tek başınıza bir anda kalkmaya çalışmayın, başınız dönecek. Yine kendimden örnek vermem gerekirse, ben artık kolonoskpiye bile tek başıma gidiyorum. Ilacın dozu ne kadar yüksek olursa olsun, ne kadar sürede toparlanacağımı ve ayağa kalkabileceğimi kestirebiliyorum. Ama bence paşa paşa bir yakınınızda gidin, sizi kaldırsın, taşısın ve eve götürüp uyutsun.
Son birkaç kolonoskopimde uyanırken karnımda müthiş bir ağrı hissediyorum. Bunun nedeni, bağırsak içinde ilerlerken yapışıklıkları açmak için havayla şişirerek ilerlenmesi ve her ne kadar aspire denilen havayı boşaltma işlemi yapılmış olsa da kalan havanın canımı yakıyor olması. Benimki gibi karın içi yapışıklığınız yoksa, ki çok yaygın bir durum değil, bu kadar ağrı hissetmeyeceksiniz. Hissediyorsanız da dert etmeyin, pırtlayın geçer :)
İşlemden çıkışta günlerin açlığıyla ne yesem diye hayaller kuruyor olacaksınız. Hatta o an bu hayalleri kurmak yerine, günlerdir yaptığınız 'Kolonoskopiden çıkınca yiyeceklerim' konulu listeden yemek seçiyor olacaksınız. Ama beni dinlerseniz, hafif bir çorbadan başka ilk 1-2 saat bir şey yemeyin. Uzun süreli açlık grevlerinde ya da Ramazan oruçlarında tavsiye edildiği üzere, hafif bir şeylerle başlayıp mideyi yormadan açmak. Ilk kolonoskopimde yaptığım gibi, çıkar çıkmaz KFC'nin extreme menüsüne dalarsanız, bir daha hayatınız boyunca KFC yemek istemezsiniz. Eh bir yandan iyi oldu tabii ki ama ben yine zor yoldan öğrenmeyi seçtim.
Eğer sıkıntılı bir durumunuz varsa kolonoskopi esnasında bağırsak içinden örnekler alınır ve 15 gün içinde pataloji raporunuz hazırlanır. Bağırsak içi hissizdir ve siz hiçbir şey hissetmezsiniz. Kolonoskopi raporunuz da doktorunuzun yoğunluğuna göre 2-3 gün içinde hazır olur, siz de bu tecrübeyi bir daha düşünmemek üzere unutursunuz. :)
Bir önceki yazıda anlatılan hazırlık işlemlerini yaptıysanız en zor kısmı geçmişsiniz demektir. Bundan sonrası büyük ölçüde doktorunuza güvenle kolayca geçilecek aşama. Öncelikle size arkası açık bir önlük veriyorlar. Ilk sefer için ve hatta popoları fazlaca kıymetli erkeklerimiz için biraz gergin bir durum o biliyorum. Örneğin ben bir tanesinde narkozdan "popomu örtün, popomu örtün" diyerek uyanmıştım. İşin komiği, o dönemler doktorumun asistanıyla birlikteydim ve o etrafımda olduğu için mi yoksa genel bir etrafa güvensizlikle mi popomun açık olmasından bu kadar korktuğum konusu uzun süre gündemimizde kalmıştı. Aslında işin gerçeği popom açık değildi ve ben sadece kafamda kuruyordum :) o yüzden kafanızda ne olacağıyla ilgili hiçbir şey kurmayın derim. Doktorunuz, hemşireniz, hasta bakıcınız yeterince popo görüyordur bence. Hatta öyle ki, bir tane daha görmemek için bile sizin her tarafınızın kapalı olduğundan emin olmak istiyorlardır.
Her merkezde farklı uygulanıyor olabilir ama genel olarak sahne şu: Sedyeye yatırıldınız, damar yolu açılarak ilaç hazırlığınız yapıldı. Yan yatıyorsunuz, ilacı vermeye başlıyorum diyor hemşire ve KÜT! :) verilen ilaç dozuna göre ara ara karnınızın içinde bir şeyin gezdiğini hayal meyal hissedebilirsiniz. Ben yalnızca ilk kolonoskopimi düşük dozla olduğum için, göbek deliğimin iç kısmında gaz sancısından hallice bir ağrıyı hatırlıyorum. Zaman zaman da gözümü açıp, ekranda bağırsaklarımın görüntüsünü gördüğümü. Ama diyorum ya, bence en güzeli doktorla konuşup, tamamen uyutulmayı talep etmek.
İşlem bittiğinde uyandırma odasında bir süre dinleniyorsunuz. Tek başınıza bir anda kalkmaya çalışmayın, başınız dönecek. Yine kendimden örnek vermem gerekirse, ben artık kolonoskpiye bile tek başıma gidiyorum. Ilacın dozu ne kadar yüksek olursa olsun, ne kadar sürede toparlanacağımı ve ayağa kalkabileceğimi kestirebiliyorum. Ama bence paşa paşa bir yakınınızda gidin, sizi kaldırsın, taşısın ve eve götürüp uyutsun.
Son birkaç kolonoskopimde uyanırken karnımda müthiş bir ağrı hissediyorum. Bunun nedeni, bağırsak içinde ilerlerken yapışıklıkları açmak için havayla şişirerek ilerlenmesi ve her ne kadar aspire denilen havayı boşaltma işlemi yapılmış olsa da kalan havanın canımı yakıyor olması. Benimki gibi karın içi yapışıklığınız yoksa, ki çok yaygın bir durum değil, bu kadar ağrı hissetmeyeceksiniz. Hissediyorsanız da dert etmeyin, pırtlayın geçer :)
İşlemden çıkışta günlerin açlığıyla ne yesem diye hayaller kuruyor olacaksınız. Hatta o an bu hayalleri kurmak yerine, günlerdir yaptığınız 'Kolonoskopiden çıkınca yiyeceklerim' konulu listeden yemek seçiyor olacaksınız. Ama beni dinlerseniz, hafif bir çorbadan başka ilk 1-2 saat bir şey yemeyin. Uzun süreli açlık grevlerinde ya da Ramazan oruçlarında tavsiye edildiği üzere, hafif bir şeylerle başlayıp mideyi yormadan açmak. Ilk kolonoskopimde yaptığım gibi, çıkar çıkmaz KFC'nin extreme menüsüne dalarsanız, bir daha hayatınız boyunca KFC yemek istemezsiniz. Eh bir yandan iyi oldu tabii ki ama ben yine zor yoldan öğrenmeyi seçtim.
Eğer sıkıntılı bir durumunuz varsa kolonoskopi esnasında bağırsak içinden örnekler alınır ve 15 gün içinde pataloji raporunuz hazırlanır. Bağırsak içi hissizdir ve siz hiçbir şey hissetmezsiniz. Kolonoskopi raporunuz da doktorunuzun yoğunluğuna göre 2-3 gün içinde hazır olur, siz de bu tecrübeyi bir daha düşünmemek üzere unutursunuz. :)
3 Şubat 2016 Çarşamba
Bir kabus ürünü: Kolonoskopi - Hazırlık, ilaçlar
Hazır yaklaşık 10 saat sonra maruz kalacağım bir işlemken ve konuyla ilgili bütün anılarım tazeyken, crohn hastalarının sayısız kere, 'normal' insanların da hayatlarının bir döneminde yaşadığı bir şeyden bahsedeyim istedim; KOLONOSKOPİ.
Sağlıkçı olmamam dolayısıyla kolonoskopi ile ilgili bildiğim bazı teknik bilgileri buraya yazmaktan imtina ediyorum. Ben yine bir hasta olarak, yaşadığım tecrübeleri aktarmak istiyorum.
Bundan 5-6 yıl önce erkek arkadaşımın ağrıdan alışveriş merkezinin ortasında ağlar haldeyken beni götürdüğü bir acil serviste duydum Crohn Hastalığını. Gece yapılan 37383783 tane testten sonra eve döndükten sonra crohnla ilgili internette bulduğum yazıların çoğunu okumuştum bile. Eğer yapabiliyorsanız, bu da dahil hiçbir yazıyı kendi tecrübelerinizin de aynısı olacağı fikriyle Okumayın. Çünkü ben, o ilk gün okuduklarımın etkisiyle 1 hafta boyunca kendime gelemeyip, bu da mı olacak, bunu da mı yaşayacağım diye hastalığın tüm etkilerini dehşetle karşılamıştım. Geçen 5-6 sene içinde bu okuyup depresyona girdiğim hemen hemen bütün etkilerini yaşadım crohn'un. Bu durum bana Evvelce düşünüp Kaygı duymanın hiçbir işe yaramayacağını öğretti. Ben o Korktuğum her şeyi tek tek yaşadım, ve bunları yaşarken duyduğum üzüntü, ilk anda internetten okuyup dert ettiğimden çok daha azdı. Diyeceğim o ki, derdi veren dermanını da veriyor :))
Bunlar bir yana, internette okuyup nasıl olacak, ne yapacağım diye kendimi duvardan duvara vurarak ağladığım şeylerin başında kolonoskopi geliyordu. Bugün ise sayısını Unuttuğum -ama tahminimce 10'un üzerinde- kolonoskopi yaptırmış ve şu anda da bir sonraki için hazırlıkları yapan biri olarak, son derece keyifle demeyeceğim ama katlanılabilir bir ruh/beden halinde bagırsak temizliği için verilen ilacımı içiyorum.
Öncelikle bilmeniz gereken şey, kokonoskopinin işe yaraması ve çektiğiniz çileye değmesi için mutlaka ve mutlaka bagırsak temizliğinizin tam olması gerekiyor. Genel olarak tanımlanan aşama, tuvalete gittiğinizde gaitanızın tamamen su şeklinde olması gerektiği. Bunun için yalnızca size verilen ilaç yeterli olmuyor. Yaklaşık 3 gün önceden lifli gıdaları kesmeniz, mümkünse tanesiz çorba, yoğurt, Bisküvi ağırlıklı bir beslenme düzeni uygulamanız gerekiyor. Doktorunuz zaten size bu diyeti açıklayacaktır. Burada benim sizden ufak bir farkım hatta şansım söz konusu. Zaten özellikle kalın bağırsağının yarısı, ince bağırsağının da ciddi bir kısmı ameliyatla alınmış bir olarak, bahsedilen 3 günlük diyeti yapmadan da, yalnızca işlemden önceki akşam verilen ilacı içerek de işleme hazır hale gelebiliyorum. Ancak bu durum herkeste farklı olacaktır, dolayısıyla benim durumuma bakarak diyeti aksatmamanızı tavsiye ederim. Hatta ben bile 3 günlük diyeti uygulamamaya 6.-7. Kolonoskopiden sonra başladım. Önemli olan vücudunuzu tanımak.
Bagırsak temizliği için en kritik nokta kullanacağınız ilaç. Yaygın olarak kullanılan -en azından benim denk geldiğim- 3 tane ilaç var. Bunlardan ilki GOLYTELY. Bu ilaç yanlış hatırlamıyorsam 1.5 kiloluk bir toz olarak satılıyor. Yaklaşık 4 litre suya karıştırıp icmeye başlıyorsunuz. Her 10 dk'da bir 1 bardak kadar. Soğuttuğunuz zaman daha kolay içiliyor. Hatta meyve suyuyla karıştırıp içilebilir önerisi yapmıştı ilk doktorum ama ben o tarihten beri karışık meyve suyunun kokusuna tahammül edemiyorum. Ilacın bir tadı yok esasen ama suyun tadını değişik bir şekilde acılaştırıyor. İçmesi çok zor, yalan değil, ama asla içilmeyecek bir şey de değil. Biraz sabır.
Benim denediğim ikinci ilaç, ki sanırım en çok bununla hazırlandım, X-M DIET SOLÜSYON. Bana göre bu ilacın katlanılabilirliği tamamen göreceli bir şey. Kücükken içtiğimiz Öksürük şurubu şişesi kadar bir ilaç bu. Genelde 2 şişesini bitirmek gerekiyor. Tadı fazla güzel, fazla şekerli, öyle ki mideniz bulanıyor bu şekerden. Ama miktarın çok sınırlı olduğunu düşünürseniz içimi en kolay ilaç bu diyebilirim. Dolaba koyun iyice soğusun, sonra bardağa boşaltıp tek seferde dikin kafaya. Yanlış hatırlamıyorsam ikinci şişeyi ilkinden 2-3 saat sonra alıyorsunuz ve bitiyor. Ama diyorum ya bana nedense en zoru bu gibi geliyor. Hatta bu kadar ilacın içinde kullanıp da sırf ilaç nedeniyle hastanelik oldugum tek şey buydu.
Bugün ise bu ikisinden tamamen farklı bir ilaç kullanıyorum, ENDOFALK. Hemen söylemeliyim ki ilacı bulmak oldukça zor oldu. Son güne son dakikaya bırakmayın derim, bir an önce alın koyun kenara. Endofalk bir kutu içinde toplam 8 tane toz ilaç içeren poşetlerden oluşuyor. Herbir poşeti 500ml suya karıştırıyorsunuz. Toplam 6-8 poşet yani 3-4 litre su ile temizliği yapıyorsunuz. Tadı şekerli değil, sudaki acı tadı da hissetmiyorsunuz. Hafif bir portakal aroması var. Bu ilaçlar içinde en içilebilir olanı oldugunu söyleyebilirim. Ama yine de nasıl ilk tecrübemden sonra karışık meyve aromasına katlanamıyorsam bununla da portakal aromalı her şeye veda ettiğimi söyleyebilirim. Ilacı 10 dakikada 1, 200ml yani 1 su bardağı olacak şekilde içiyorsunuz. Işlemden 4 saat önceden başlayarak ya da bir kısmını gece bir kısmını sabah içebiliyormuşuz. Ben ikiye bölerek içmeyi tercih ediyorum çünkü tamamını içmem gerekmesin diye zamana yayarak sabah ne kadar içmem gerektiğine karar vereceğim. Ama dediğim gibi siz benim gibi yapmazsanız daha iyi olur, ne de olsa ben neredeyse bir master of colonoscopy'yim :)
Eğer temizliğinizi düzgün yaptıysanız artık hazırsınız. Yarın işlemin kendisini ve kullanılan ilaçları da anlatacağım. Şimdilik bu kadar.
Sağlıkçı olmamam dolayısıyla kolonoskopi ile ilgili bildiğim bazı teknik bilgileri buraya yazmaktan imtina ediyorum. Ben yine bir hasta olarak, yaşadığım tecrübeleri aktarmak istiyorum.
Bundan 5-6 yıl önce erkek arkadaşımın ağrıdan alışveriş merkezinin ortasında ağlar haldeyken beni götürdüğü bir acil serviste duydum Crohn Hastalığını. Gece yapılan 37383783 tane testten sonra eve döndükten sonra crohnla ilgili internette bulduğum yazıların çoğunu okumuştum bile. Eğer yapabiliyorsanız, bu da dahil hiçbir yazıyı kendi tecrübelerinizin de aynısı olacağı fikriyle Okumayın. Çünkü ben, o ilk gün okuduklarımın etkisiyle 1 hafta boyunca kendime gelemeyip, bu da mı olacak, bunu da mı yaşayacağım diye hastalığın tüm etkilerini dehşetle karşılamıştım. Geçen 5-6 sene içinde bu okuyup depresyona girdiğim hemen hemen bütün etkilerini yaşadım crohn'un. Bu durum bana Evvelce düşünüp Kaygı duymanın hiçbir işe yaramayacağını öğretti. Ben o Korktuğum her şeyi tek tek yaşadım, ve bunları yaşarken duyduğum üzüntü, ilk anda internetten okuyup dert ettiğimden çok daha azdı. Diyeceğim o ki, derdi veren dermanını da veriyor :))
Bunlar bir yana, internette okuyup nasıl olacak, ne yapacağım diye kendimi duvardan duvara vurarak ağladığım şeylerin başında kolonoskopi geliyordu. Bugün ise sayısını Unuttuğum -ama tahminimce 10'un üzerinde- kolonoskopi yaptırmış ve şu anda da bir sonraki için hazırlıkları yapan biri olarak, son derece keyifle demeyeceğim ama katlanılabilir bir ruh/beden halinde bagırsak temizliği için verilen ilacımı içiyorum.
Öncelikle bilmeniz gereken şey, kokonoskopinin işe yaraması ve çektiğiniz çileye değmesi için mutlaka ve mutlaka bagırsak temizliğinizin tam olması gerekiyor. Genel olarak tanımlanan aşama, tuvalete gittiğinizde gaitanızın tamamen su şeklinde olması gerektiği. Bunun için yalnızca size verilen ilaç yeterli olmuyor. Yaklaşık 3 gün önceden lifli gıdaları kesmeniz, mümkünse tanesiz çorba, yoğurt, Bisküvi ağırlıklı bir beslenme düzeni uygulamanız gerekiyor. Doktorunuz zaten size bu diyeti açıklayacaktır. Burada benim sizden ufak bir farkım hatta şansım söz konusu. Zaten özellikle kalın bağırsağının yarısı, ince bağırsağının da ciddi bir kısmı ameliyatla alınmış bir olarak, bahsedilen 3 günlük diyeti yapmadan da, yalnızca işlemden önceki akşam verilen ilacı içerek de işleme hazır hale gelebiliyorum. Ancak bu durum herkeste farklı olacaktır, dolayısıyla benim durumuma bakarak diyeti aksatmamanızı tavsiye ederim. Hatta ben bile 3 günlük diyeti uygulamamaya 6.-7. Kolonoskopiden sonra başladım. Önemli olan vücudunuzu tanımak.
Bagırsak temizliği için en kritik nokta kullanacağınız ilaç. Yaygın olarak kullanılan -en azından benim denk geldiğim- 3 tane ilaç var. Bunlardan ilki GOLYTELY. Bu ilaç yanlış hatırlamıyorsam 1.5 kiloluk bir toz olarak satılıyor. Yaklaşık 4 litre suya karıştırıp icmeye başlıyorsunuz. Her 10 dk'da bir 1 bardak kadar. Soğuttuğunuz zaman daha kolay içiliyor. Hatta meyve suyuyla karıştırıp içilebilir önerisi yapmıştı ilk doktorum ama ben o tarihten beri karışık meyve suyunun kokusuna tahammül edemiyorum. Ilacın bir tadı yok esasen ama suyun tadını değişik bir şekilde acılaştırıyor. İçmesi çok zor, yalan değil, ama asla içilmeyecek bir şey de değil. Biraz sabır.
Benim denediğim ikinci ilaç, ki sanırım en çok bununla hazırlandım, X-M DIET SOLÜSYON. Bana göre bu ilacın katlanılabilirliği tamamen göreceli bir şey. Kücükken içtiğimiz Öksürük şurubu şişesi kadar bir ilaç bu. Genelde 2 şişesini bitirmek gerekiyor. Tadı fazla güzel, fazla şekerli, öyle ki mideniz bulanıyor bu şekerden. Ama miktarın çok sınırlı olduğunu düşünürseniz içimi en kolay ilaç bu diyebilirim. Dolaba koyun iyice soğusun, sonra bardağa boşaltıp tek seferde dikin kafaya. Yanlış hatırlamıyorsam ikinci şişeyi ilkinden 2-3 saat sonra alıyorsunuz ve bitiyor. Ama diyorum ya bana nedense en zoru bu gibi geliyor. Hatta bu kadar ilacın içinde kullanıp da sırf ilaç nedeniyle hastanelik oldugum tek şey buydu.
Bugün ise bu ikisinden tamamen farklı bir ilaç kullanıyorum, ENDOFALK. Hemen söylemeliyim ki ilacı bulmak oldukça zor oldu. Son güne son dakikaya bırakmayın derim, bir an önce alın koyun kenara. Endofalk bir kutu içinde toplam 8 tane toz ilaç içeren poşetlerden oluşuyor. Herbir poşeti 500ml suya karıştırıyorsunuz. Toplam 6-8 poşet yani 3-4 litre su ile temizliği yapıyorsunuz. Tadı şekerli değil, sudaki acı tadı da hissetmiyorsunuz. Hafif bir portakal aroması var. Bu ilaçlar içinde en içilebilir olanı oldugunu söyleyebilirim. Ama yine de nasıl ilk tecrübemden sonra karışık meyve aromasına katlanamıyorsam bununla da portakal aromalı her şeye veda ettiğimi söyleyebilirim. Ilacı 10 dakikada 1, 200ml yani 1 su bardağı olacak şekilde içiyorsunuz. Işlemden 4 saat önceden başlayarak ya da bir kısmını gece bir kısmını sabah içebiliyormuşuz. Ben ikiye bölerek içmeyi tercih ediyorum çünkü tamamını içmem gerekmesin diye zamana yayarak sabah ne kadar içmem gerektiğine karar vereceğim. Ama dediğim gibi siz benim gibi yapmazsanız daha iyi olur, ne de olsa ben neredeyse bir master of colonoscopy'yim :)
Eğer temizliğinizi düzgün yaptıysanız artık hazırsınız. Yarın işlemin kendisini ve kullanılan ilaçları da anlatacağım. Şimdilik bu kadar.
Etiketler:
crohn,
crohn hastalığı,
crohn's,
crohnie,
Kolonoskpi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)